yaşam koçu gizem bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam koçu gizem bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şub 2022

Doğaya Uyumlan

 Doğadan sapmak, mutluluktan sapmaktır.

Samuel Johnson

Doğanın uyumunun ve döngüsünün farkında mısın?

Bir elma çekirdeği yere karışınca bir elma fidanı oluyor. Fidan ağaca dönüşüyor ve ağaç elma meyvesi oluşturuyor. Meyve yere düşünce çürüyor ve çekirdek yeniden fidan üretiyor. Bu örnekte sürekli değişim var ama bir tekrar da var. Fakat tıpa tıp tekrar yok. Çünkü hiç bir elma ağacı diğer bir elma ağıcının aynen kopyası değil. Hiçbir elma da diğer bir elmanın kopyası değil. Rengi az da olsa farklı, şekli farklı, boyu farklı. Ama hepsi de elma.

http://www.halukberkmen.net/pdf/198.pdf

Doğada karmaşanın içerisinde bir düzen var.  Sürekli değişim ve dönüşüm var. Her şeyin bir yeri var. Doğanın her bir parçası kendi habitatını oluşturuyor ve bunun dışında yaşama izin vermiyor.



Doğa gereğinden fazlalığa karşı çıkıyor. Uçları sevmiyor. İnsan, yüzyıllar boyunca evrenin doğal akışına karşı yaşadı ve yaşamaya devam etmesi uyumsuzluğa neden oldu. Doğadan saptıkça mutluluktan saptı insan. Dinginlikten uzaklaştıkça karmaşaya çekildi. Tükettikçe acıktı ve doymak bilmez hale geldi. Yine insanın bir yanı doğaya hasret duymaya devam etti.  Mesela yaz tatillerini neden bu kadar çok seviyoruz? Doğaya dönüyoruz da ondan!

Denizle suya uyumlanıyor, güneşte içimiz sıcacık oluyor, kuma ayak bastıkça enerjimiz dengeleniyor, geceleri yıldızların koynunda uyuyor, doğanın renklerine ve elementlerine doyuyoruz. Yani; ait olduğumuz yerde olduğumuzu hissediyoruz.

Doğayla aramızdaki bağı, şehir hayatının tantanasında, doğanın ritminden uzakta yaşadığımız için hissetmiyor olabiliriz.

Yaşamda denge ve uyum arayışımız bitmez bir yolculuk.. Bazen yorar, bazen stres oluşturur. Bazen de işlerimizi kolaylaştıran enerjiler, yeni yollar, yeni yöntemler buluruz kendimize.

Yaşam alanlarının düzenli ve temiz olması enerjinin kaliteli ve dengeli aktığını gösterir. Birikmiş, üst üste yığılmış her şey, enerjimizi bizden alır götürür. Mekanın nefes almasını engellemesiyle birlikte, pozitif enerjinin mekanı doldurmasını zorlaştırması nedeniyle, yaşamımızda zorluklara sebep olur.



İşte bu yüzden, doğayla uyumlanmaya fırsat tanıyan, üst üste yığılmış her şeyi bir düzene koyan ve fazlalıklardan arındıran ‘sadeleşme’ akımı son yıllarda oldukça önem kazandı.

Sadeleşme akımın temelini hangi fikirler oluşturuyor bakalım mı biraz?

  1. Az çoktur!
  2. Tüketimi azalt, dönüştür ve üret!
  3. Güzel hisleri yaşatan eşyalar değil, sahip olduğun anılarındır!
  4. Farkındalıklı seçimler yaparak olumsuz alışkanlıklarından kurtul!
  5. Gerçek mutluluğun ‘şeylere’ değil kendine dönmeye bağlıdır.
  6. Doyumsuzluğu ve tatminsizliği ortadan kaldır.
  7. Sadeleştikçe ne kadar çok zamanın olduğunu fark et!
  8. Doğaya dön, doğayla uyumlan.
  9. Sadeleşerek tüketimin azaldıkça doğaya zarar azalır!
  10. Sürdürülebilirlik ve işlevsellik önemsendikçe verim artar.
Bu yazı ilk olarak 7-circle.com'da yayınlanmıştır.

Ben Kimim?

Yaşama anlam yüklerken mottoları kullanmayı seven bir yazar.
Öğrenme-öğretme sürecine farkındalıklı yaklaşan öğretmen.
Gelişim, değişim ve dönüşüm süreçlerini öze dönüş temelli inceleyen yaşam koçu.



İstanbul Üniversitesi’nden gelişim, değişim, psikoloji ve öğrenme üzerine aldığı eğitiminden sonra Adana’da öğrencileri ile öğrenme ve öğretme sürecine; danışanları ile iyi oluş yolculuğuna devam ediyor. İstanbul’u hep çok özlemekte. Evvelden beri masalların ve çocukların sihrine inanan bir hayalbazdır. En büyük hayali dokunabildiği kadar çok kalbe dokunmak…

Motivasyon ve öze dönüş temelli içerik üreterek koçluk çalışmalarına devam etmekte.


21 Şub 2022

3 Farklı Defter




Düşlemek insan olmanın mucizevi bir yetisidir.  İnsan; hayal kurar, düşünür, hedefler belirler.

Hayal ile hedef arasında bir fark vardır: Eylem.  Hayali gerçekleştirmek için hedefler belirlemeli ve harekete geçmeliyiz. Bu hedeflere ulaşmak için çaba sarf etmeliyiz. Bu çabalama süreci için ihtiyacımız, ilham ve planlamadır.

“Önce Düşün Sonra İnan Daha Sonra Düşle ve En Sonunda Cesaret Et!” (Walt Disney)

İlhamı arttırmak, ilham toplamak ve planlamak için defter tutmak çok önemli.

  • Yazmak “ne istediğinize” odaklanmanızı sağlar.
  • Yazdıklarınız, sizi eyleme geçmek için motive eder
  • Yazdıklarınız alternatifleri değerlendirip, yolunuzu netleştirmenizi sağlar.
  • Belirli bir plan oluşturmanıza yardımcı olur.
  • Hedefinizi takip etmenizi kolaylaştırır.
  • Sizi zihinsel olarak hazırlar

Yazmanızı kolaylaştırmak için 3 farklı defter tutmanızı tavsiye edebilirim.

  1. Proje Defteri
  2. İlham Defteri
  3. Günlük Defteri

Proje Defteri: Fikirleri Kayıt Altına Al

Üzerinde çalıştığınız projelerle ilgili olarak aklınıza gelenleri, arkadaşlarınızla konuşurken ortaya çıkan fikirleri veya kitap okurken, film izlerken ansızın aklınıza gelenleri not almalısınız. Yazdıklarınız zamanla birikir. Güncelliğe uygun olanları sistemleştirmek için seçebilirsiniz. Proje önerileri adı altında bir liste oluştururken deftere başka bölümler yazarak seçtiğiniz projeleri detaylandırabilirsiniz. Zaman çizelgesi, yapılacaklar listesi, yardım alınacak kişiler, geliştirmen gereken yönler gibi başlıklar halinde notlar alman, kendinizi ve süreci değerlendirmeniz yolunuzu netleştirir.




İlham Defteri: Mutluluğunu ve yaşamdan aldığın hazzı arttır.

Defterinize olumlamalar yazarak enerjinizi yükseltebilirsiniz. Olumlamalar kendinize duyduğunuz öz şefkati arttırır. Başarılı olduğunuz, kendinizi başarılı hissettiren her şeyin bir listesini çıkarabilirsiniz. Başarı listesinin amacı; kendinizi, kendi yeteneklerinizi tanımanıza, onların bilincine varmanıza yardımcı olmaktır. Sahip olduğunuz tüm olumlu özelliklerin listesini çıkarın. En sevdiğiniz, size ilham veren küçük detayları da belirleyin. En sevdiğiniz kahve, gün batımını seyretmek… Bunları yazdıkça küçük mutluluklar biriktirirsiniz. Daha mutlu ve sevgi dolu oldukça, yaratıcı enerjiniz daha çok akar ve başta kendiniz olmak üzere çevrenize, dünyaya karşı daha büyük katkıda bulunursunuz.



Günlük Defteri: Kendi yaşam öykünün küçük detaylarını yakala.

Günlük, sabah kalktım, kahvaltı yaptım, şuraya gittim gibi günlük akışı yazmak demek değil; yaşadığımız bütün olayların bize ne hissettirdiğini cümlelere dökmektir. Yazıya dökünce düşüncelerimiz, hislerimiz netleşebiliyor, hayatın küçük detaylarını yakalayabilir hâle geliyoruz. Günlük yazarken kendinizi akışa bırakmak önemli. Doğru cümleler yazmak için kendinizi kasmaya gerek yok. Hislerinize odaklanmalısınız.

Aynı zamanda günlük yazmak, insanın kendisiyle hesaplaşmasına, gününü ne derece dolu geçirdiğine dair kendini değerlendirebilmesine, eleştirel becerilerini geliştirebilmesine birer fırsat sunuyor. Hatıralarınızı hem yazdığınız hem de okuduğunuz sırada endorfin salgılıyor ve mutlu oluyorsunuz.


Bu yazı daha önce bazendefter.com'da yayınlanmıştır.

13 Şub 2022

İlham Almak için 5 Adım

 İlham: (ﺍﻟﻬﺎﻡ) i. (Ar. lehm “bir şeyi birden yutmak”tan ilhām)

Ruhta meydana gelen ve yaratıcılığa iten coşku, içe doğma, esin. * Ve nereden geldiği ne zaman geleceği belirsizdir.



Yaşam içerisinde yaratıcılığımız tükenebiliyor. Günlük rutimiz konfor alanımız halini alıyor, aynı tekrarları yaşamanın dışında aksiyon almak zorlaşıyor. Kendimize, hedeflerimize, yaşama yeni pencerelerden bakamaz hale geliyoruz.  Sonucunda da hedeflerimiz bizden uzaklaşıyor. Kendimize ilham vermek, ilham bulmak biraz zor olabiliyor. Yaratıcılığımızı ve üretkenliğimizi koruyabilmek için bulunduğumuz durumları farklı açılardan görmeye çalışabiliriz.

İlham beklemekle gelmez durmakla da gelmez. Aksiyon almanın, farklı açılardan bakmanın daha güvenli halleriyle küçükten başlayabiliriz. Konfor alanından çıkmak korku ve tehlike alanı ile karşılaşmak demek. Bu alanda adımları yavaş küçük ama net bir şekilde atarken etrafımıza bir koruma çemberi çizebiliriz.

Yapılması gereken ilk şey, zihni durultmak ve gürültünün sesini kısmak. Bunun için nefes çalışması ve meditasyon harika bir yol. Meditasyon yapmayı seçmiyorsan bile günlük hayat içerisindeki öz şefkat molalarını meditatif bir hale getirebilirsin.



İlham Almak için 5 Adım:

  • Sen planlamanı yap, çalışmaya başla. İlham perisi omzunda beliriverir.

Önce aksiyon sonra motivasyon. Durmakla ilham gelmiyor kesin bilgi. Harekete geçmek düşünmeye, düşündükçe çağrışım yapmaya başlarız. Çağrışımlar yenilikleri getirir.

  • Bazen bir kahve sohbetinde fincanın üzerine konuverir ilham perin.

Çalışmaya mola vermek kadar farklı düşünen insanlarla bir araya gelmek gerekir. Kimin aklından ne geçeceğini kimin cümlelerinden ilham alacağını bilemezsin. Bazen sadece kahve kokusu bile zihnini açabilir.

  • Bazen de kitap okurken basının üzerinde bir baloncuk oluşur. Ve “Buldum!” deyiverirsin.

Kitaplar her zaman en iyi arkadaşımız, dert ortağımızdır. Kimi zaman da ilham perimiz haline gelir. Karakterlerin ağzından dökülen sözcükler ya da yazarın boşluklarını doldurma çaban hiç düşünmediklerine götürür seni.

  • Renklerin büyüsüne kapılırken aradığını bulursun.

Renklerin ilham üzerindeki etkisini isimlerinden de anlayabiliriz aslında. Orman yeşili, ay tozu grisi, Venedik kırmızısı, mercan rengi, altuni, camgöbeği, Alice mavisi, küpe çiçeği rengi…

Renklerle vakit geçirmek hem rahatlatır hem zihin açar hem keyif verir.

  • Doğa ile vakit geçirirken yepyeni fikirler geliverir aklına.

Doğada vakit geçirmek insanın özüne dönmesini sağlıyor. Özümüze döndükçe içimizin seslerini daha iyi duyabiliyoruz. İlham almak demek ruhta meydana gelen ve yaratıcılığa iten coşku ise bu en iyi özümüze döndüğümüz zaman olur.


İlham almaya hazır oldukça bir yolunu bulur, gelir bulur seni. Yeter ki kendini karanlığa hapsetme!


Bu yazı ilk olarak 7-circle.com'da yayınlanmıştır.

10 Şub 2022

Enerji Alanını 4 Adımda Temizle

 Güne bir türlü enerjik başlayamıyor musunuz? Gün içerisinde depresif, mutsuz, huysuzluk gittikçe artıyor mu? Ne kadar uyursanız uyuyun dinlenmemiş olarak mı kalkıyorsunuz? Üst üste gelen olumsuzluklar mı yaşıyorsunuz? Bulunduğunuz mekanlarda sürekli tartışmalar mı oluyor? Sürekli huzursuz ve keyifsiz mi hissediyorsunuz?

Öyleyse enerji alanınızı temizlemeye ihtiyacınız var demektir. Peki negatif enerjiden nasıl kurtuluruz?

“Enerji yoktan var edilemez, yok edilemez fakat enerji başka şekillere dönüşebilir.” Yenilenebilir enerji kaynakları bunlara en güzel örnek. Rüzgâr panelleri ile elektrik üretilmesi gibi.

İnsanlarda ise enerji duygulara dönüşür.

Bulunduğumuz ortamın enerjileri bedenimizde duygulara dönüşür. Evinize, ofisinize adım attığınızda üzerinize bir ağırlık çöküyor olabilir. Mutlu ve pozitif bir enerji alanı mekanların etkisi ile yerini negatif bir enerji alanına bırakabilir.

Bu olumsuz enerji dönüşümünün kaynağı sadece mekânsal da olmayabilir; bir kişi ile karşılaşmak, bir olaya tanık olmak, telefon görüşmesi yapmak…

Enerji Alanı Temizleme Adımları




  • İstifçilik yaptığınız, biriktirdiğiniz, artık kullanmadığınız eşyalardan ve sonrasında da düşüncelerden kurtulun.

Adım adım evin girişinden başlayarak salon, mutfak, banyo ve yatak odası şeklinde biriktirdiğiniz eşyaları gözden geçirin. Hediye diye atmak istemediğiniz ya da artık kullanmadığınız eşyaları belirleyin. Hepsine teşekkür edin ve artık size hizmet etmedikleri için bir başkasına verin ya da geri dönüşüme gönderin. Hepsini bir kerede yapmak zor geliyorsa parçalara bölebilirsiniz. Eşyalardan arınma işlemi bittikten sonra sıra düşüncelere gelsin.

Yine çevrenizden, ailenizden başlayın. Sizden beklenenler neler? Olmanızı istedikleri kimlikler ve roller neler? Hangi eleştirileri alıyorsunuz? Dıştan içe yolculuk yapıyoruz. Sonra da kendinize sorular sorun. “Kim olmak istiyorum? Kendimi hangi konularda eleştiriyorum? Korktuğum, kaçındığım neler var? Hangi düşünceler beni çok yoruyor?” Sorulara cevaplar arayın ve yazın, kurtulun biriktirdiğiniz enerjilerden.


  • Evinizde enerjisel temizlik yapın ve sonra sıra size gelsin.

Evinizi temizlerken silme suyuna biraz sirke koyun. Evi havalandırdıktan sonra odaların pek görünmeyen köşelerine cam bir kapta kaya tuzlu su koyun. Ve ardından da adaçayı yapraklarını yakarak evinizde gezdirin. Bütün negatif enerjiler gitti! Bu temizliği ayda 1 kere yapmalısınız. (Tuzlu suyu tuvalete boşaltmayı unutmayın.) Sıra size geldi enerji temizliğinde! Banyo esnasında son durulanma suyunuza bir avuç kaya tuzu ekleyin ve bu suyu taç çakranızdan (başınızın tepe noktası) başlayarak dökün. Aynı anda taç çakranızdan beyaz bir ışık çıktığını ve bu ışığın bütün bedeninizi kaplayıp temizlediğini zihninizde canlandırın. Suyla birlikte bütün negatif enerjilerden arındınız!




  • Evinizin kokusunu değiştirerek enerjinizi yenileyin.

Giysilerinizin arasına lavanta keseleri koyun. Güzel kokulu uçucu yağlar -lavanta, kekik, portakal çiçeği yağı- edinin. Doğal mumların kokusu çok cezbedici olmasa da doğal haliyle enerji anlamında çok faydası olur. Doğal mumlar edinin. Evinizin dekorasyonu da yenilenmiş olur.




  • Ruhunuzu dinlendirin.

Enstrümantal müzik ya da doğa sesleri (okyanus, orman, kuş sesleri) eşliğinde kendine doğru bir yolculuğa çıkabilirsin. Evde ya da ofiste doğa sesleriyle bir enerji temizliği yapabilirsiniz. Müzik eşliğinde nefes çalışması ve ardından da bir meditasyon deneyimi yaşayabilirsiniz.  Meditasyonla zihninizi sakinleştirebilir, olumsuz düşüncelerden arındırabilir, bedeninizin enerji alanını temizleyebilirsiniz.


Bu yazı daha önce 7-circle.com'da yayınlanmıştır.

26 Oca 2022

Umutsuzluk için 4 Adım

 Umut, amaçlar doğrultusunda bu amaca giden birden fazla yolun olduğuna inanmaktır.

Yaşamda çeşitli problemlerle karşılaşırız, hayallerimizin peşinden giderken bu problemleri çözemeyince yolların tükendiğini hissedebiliriz. Umut, yani yeni yolların varlığına olan inanç, devam edebilme motivasyonunu sağlar. İlk başta durumunuz ne kadar dayanılmaz olursa olsun, her zaman bu durumu değiştirecek gücü içinizde bulabilirsiniz. Bu gücü açığa çıkarmak bu motivasyonu sürdürmek kolay olmasa da biraz yardımla yola devam etmek mümkün.




Umutsuzluğa kapılmadan yola devam edebilmeniz için birkaç sihirli adım:

  • Duygularınızı hissedin. Duygusal labirentinizi anlayabilmeli, negatif duyguların farkında olmalısınız. Duyguların adını koyamamak, inkâr etmek, bastırmak umutsuzluğu daha da pekiştiriyor. Her duyguyu benimsemeli, tanımalı ki yoğunluklarını adım adım kaybetsinler.
  • Neleri hak ediyorsunuz? Düşünün, bunu sorgulayın ve hak ettiğinizi düşündüğünüz şeylerin bir listesini yapın. Mutlu olmak, bir şans daha kazanmak, daha özgür olmak için. Kendi sorumluluğunuzu almak, sevmek ve sevilmek, başarılı olmak, yeniden umutla dolmak için. Genelde ‘hak etmemek’ ve ‘yeterince iyi olmamak’ vurguları üzerinde durulur. Bu kez de tersinden bakın, layık olduklarınızı belirleyin.
  • Ayaklarınızın yere bastığını hissedin. Saçma görünse de ayaklarımızın yere bastığını hissetmek gibi basit bir şey bize güven ve hareketlilik duygusu verir. Köklenme ve topraklanma, kendimizi bu dünyaya ait hissettirir. Aynı zamanda da yere çakılmış değiliz, hala ilerleme ve harekete geçme kabiliyetine sahibiz. Bunun için çıplak ayaklarınızla toprağa basıp derin nefes alarak, toprağı hissedebilirsiniz. Toprağı hissederken toprağa kök saldığınızı hayal edebilirsiniz.


  • Günlük hayatınızda size motivasyon verecek ve cesaretlendirecek bir söz yaratın. Buna “Hak ediyorum, cesurum, her an mucizeleri görebiliyorum, beni harika şeyler bekliyor ve bunları yaşamaya hazırım,” gibi cümleler olabilir. Bu sözleri ellerinizi kalbiniz üzerinde birleştirirken kendinize fısıldayabilirsiniz. Kâğıtlara yazıp masanıza asabilir ya da motto çerçeve olarak duvarınıza asabilirsiniz. En sevdiğiniz bazı objelere bu anlamları yükleyip ofisinizin, evinizin en göz alıcı noktalarına yerleştirebilirsiniz. Her bakış, içinizdeki umut tohumuna birkaç damla su serpecektir. Bu tohumu yavaş yavaş sevgiyle büyüteceksiniz. Zamanla bir ağaç olacak, yapraklarıyla rüzgâra eşlik edecek ve her umutsuzluğa düştüğünüzde size ferahlık verecek.

Umutsuzluğa düşmeden devam edebilme sihri, sizde ve sizden. Kendinize dönmeyi unutmayın.


Bu yazı daha önce 7-circle.com'da yayınlanmıştır.

23 Oca 2022

Yazmanın Terapi Etkisi

 Doğru iletişim kurabilmenin temelinde kendini ifade edebilmek yer alır. Kendini daha iyi ifade edebilmenin iki temel maddesi vardır:

Kendini ifade edebilmenin yanında yazmanın bir başka faydası daha var.

Yazmak, terapi etkisi yapar.




Bilinç akışı tekniği ile kalemi defterden kaldırmadan özgürce yazmak seni rahatlatır. Zihnini boşaltmana yardımcı olur. İçinden ne geçiyorsa yazarsın. Sorunlarını, mutluluklarını, içinden çıkamadıklarını…

Hem rahatlarsın hem de sorun çözmede yazdıkların sayesinde daha kolay ilerlersin. Zihnindeki şema ve haritaları deftere taşıyarak görselleştirmiş olursun.

Zihin karmaşana bir son vermek ve daha çözüm odaklı olmak için sistemli bir yazmaya ihtiyaç duyabilirsin. Bunun için bazı sorulara yanıtlar araman gerekir.

Hatalarını doğru yapmanın yolu, dünkü hatalarını bugün tekrarlamamaktan geçer.

Eğer yarın için endişeleniyorsan:

  • Geçmişteki hatalarını bir liste halinde çıkar.
  • Erteledin mi?
  • Doğru analiz edemedin mi?
  • Korktun mu?
  • Cesaret edemedin mi?
  • Çalışmadın mı?
  • Zaman yönetimi yapamadın mı?
  • Başkalarının dediklerini kendinden önceye mi koydun?

Kendinden kaynaklanan nedenleri ve iraden dışındaki etkenleri bulabilir ve ayrıştırabilirsin.

Bugün neleri değiştirebilecegine odaklanırsan yarın için endişeye yer kalmaz.

Yazmanın terapi etkisinden faydalanmak istemez misin?


Bu yazı daha önce bazendefter.com'da yayınlanmıştır.

8 Ara 2021

7 Adımda Kendine Yatırım Yap

 Zaman akıp giderken insan olduğu yerde aynı zihinsel yapıda kalmamalı. Aynılık bir kısır döngü yaratır. Kısır döngüler konfor alanı oluşturur. Dışına çıkmak, yenilik yapmak korkular yaratır. Kişinin bakış açıları daralır, çevresinden ve alışkanlıklarından başka doğruları ve sistemleri kabul etmeyebilir.

Belli bir süre sonra çevresini değiştirmek isteyebilir kişi. Herkesten, her şeyden şikâyet eder. Burada değişim önce zihinde başlamalı. Zihin değişmeden çevre değişse de sonuç pozitif olmaz.

Kendini, çevreni, işini, zihnini değiştirmek mi istiyorsun? Ya da kısır döngüleri yaşamamak için neler yapabileceğini mi merak ediyorsun?



Değişimler için önce kendine yatırım yapman gerek.

Kitap oku.

Yeni fikirler edin. Olduğun yerden bambaşka ülkeleri gezip bambaşka pencerelerden bakış açıları edinebilirsin.



Yeni insanlarla tanış.

Tazelen. Farklı fikirlere açık ol. Network edinmek yeniliklerin, üretkenliğin önünü açar.

Online eğitimlere katıl.

Bu eğitimlerde ülkenin ve dünyanın dört bir yanından insanlarla evinin rahatlığında buluşabiliyorsun.

Ajanda ile zamanını iyi planla.

Neleri yapman gerektiğini zihninde tutmaya çalışmak yorucu değil mi? Kalem ve kağıtla buluşunca zihnin rahatlar, yaratıcılığın gelişir, zamanını daha iyi planlarsın. 



Bir koç ile kariyer planlaması yap.

Bir koç ile çalışarak kendine, hayallerine ve hedeflerine farklı pencerelerden bakmanın sihrini yaşamalısın. Koçluk, insanın kendini tanıma yolculuğuna sistemli bir yaklaşımda bulunan profesyonel bir iş birliği sürecidir.
Yaşam Koçluğu Programıyla birlikte yaşam koçu, doğru soruları sorarak danışanını büyük bir ilgi ve dikkatle dinler; koçluk tekniklerinden kişiye uygun olanları seçerek değişim ve dönüşüm yolculuğunda yol arkadaşlığı yapar. 

Sabah ve akşam rutini belirle.

Uyanınca ve uyumadan önce aynı rutinleri tekrarlamak kişiyi hedeflerine daha iyi odaklar ve zihinsel bir rahatlama sağlar. Her gün sabah ve akşam 15 dakikalık kendinize bakım verdiğiniz zaman dilimleri öz şefkati pekiştirir.

Cilt bakımını düzenli yap.

Cildi derinlemesine temizlemek, nemlendirmek, maskeler yapmak teninizi parlatacağı gibi kendinize vakit ayırmanızı sağladığından öz farkındalık açısından oldukça önemli.


Mindfulness pratikleri yap.

Ana odaklanmak, yavaşlamak, dikkati yapılan işe vermek ve bunları nezaketle gerçekleştirmek kendinize ve zihninize yapabileceğiniz en iyi yatırımdır.

Hiçbir gerekçe kendinize yatırım yapmaya, mutluluğunuza engel olmaya ve kendi yolunuzu bulmaya engel olmaz. Yeter ki kendi yaşamınızın ve mutluluğunuzun sorumluluğunu alın.

Bu yazı daha önce 7-circle.com adlı sitede yayınlanmıştır.

24 Eki 2021

Öğrenilmiş Güçlülük ile Gelişim

 

Öğrenilmiş Çaresizlik

“Yok, olmaz bu iş… Asla çözülmez bu durum, ben sana söyleyeyim… Daha önce de denedin ama olmadı. Ne yaparsan yap, hiçbir önemi yok, hiçbir işe yaramayacak.” iç sesiniz bunları mırıldanıyor mu? Bir girdabın içindesin ve çıkamıyor gibi hissediyor musun? Yaşadığın öğrenilmiş çaresizlik olabilir.   Öğrenilmiş çaresizlik; bir durum ya da bir olay sonucunda sürekli olarak olumsuza ulaşıp ortaya çıkan başarısızlığı kökten kabullenme ve bunu bir ilke edinme durumudur. Oldukça güçlü bir psikolojik etkidir ki başarısızlığın önündeki tüm engeller kalksa da kişi başarısız olacağına inandığı için engelin kalkmış olduğunu fark edemez.





Aslında sorun, başarısız olmak değil de başarısızlığa yüklenilen anlamdır. Başarısızlıkla özdeşleştirdiğiniz neden, bir sonraki defa benzer durumda ne yapacağınızı belirler. Hiçbir şey yapmamak ama gerçekleşmesini istediğin hayaller kurmaya devam etmek, öğrenilmiş çaresizlik içinde alan tutmana neden olur. Yapamayacağını söyleyen iç sesi biraz kısıp, “Farklı bir çözüm bulmak mümkün mü? Hadi tekrar dene, başarabilirsin.’’ İç sesi güçlendirmek gerek.

Şimdiye kadar alan tuttuğunuz bütün çaresizlik durumları için kendinizi affedin. Kendinize öncelikle kısa vadeli hedefler koyun. Günlük ve haftalık hedefler yeterli olabilir. Her gün 24 saat ve 24 saat kredi verin kendinize. Her bir başarı adımınızda kendinizi ödüllendirin. Umutsuzluğa kapılmayın, tekrar tekrar denemekten korkmayın. İç sesinizin ‘Hadi tekrar dene başarabilirsin!’ cümlelerine kulak verin.

Öğrenilmiş Güçlülük

Öğrenilmiş çaresizlik dilimize de zihnimize de iyice yerleşmiş bir tanım. Biraz da öğrenilmiş güçlülükten bahsedelim.

Rosenbaum (1980)’un yapmış olduğu tanıma göre öğrenilmiş güçlülük, ”Stresli ve güç durumların oluşturduğu etkiyi azaltmak yönünde, bireyin duygularını ve bilişlerini düzenleyebilmesini sağlayan becerilerdir.” Motivasyondan ziyade bilişsel düzenlemeleri yaparak öğrenilmiş güçlülüğü elde edebiliriz. Böylelikle olayların üzerimizdeki etkilerinin negatif olanlarını azaltabilme yeteneğine/ gücüne sahip oluruz.



Öğrenilmiş güçlülük erken yaşta kazanılan beceriler olarak ifade edilse de etkisini artırmak ya da yeniden kazanmak için neler yapabiliriz biraz bakalım:
  • Öz kontrol ve öz yeterlilik: Fiziksel ve duygusal olarak sınırlılıklarımızın farkında olarak, olayların bizde oluşturduğu etkileri doğru algılarsak verdiğimiz tepkileri de kontrol edebiliriz. Elimizi soğuk suyun içinde tutma nedenimizi iyi bilirsek, soğuğun elimizdeki etkilerini de öngörebilirsek acıya dayanıklılığımız artar. (Soğuk su deneyi, Rosenbaum ve Ben-Ari, 1985)
  • Problem çözme becerisi edinmek: Bir sorunla karşılaştığımızda, bunu pilav yapmaktan tutun da proje krizine varana kadar örnekleyebiliriz, problemin asıl nedenini bulup birden fazla çözüm yolları öne sürebilirsek birden fazla sonuç da ortaya çıkmış olur. Olası olumsuz sonuçlara hazırlanabiliriz.
  • Hazzı erteleyebilme: Yaşamda bazen dibi gördüğümüz zamanlar olabiliyor. Zevk veren şeylere ulaşamıyoruz. Bazen de ulaşımımız kolay olsa da irademizi ortaya koyup hazzı ertelemek gerekebiliyor. Zor zamanlarda hazzı erteleyip daha iyi bir ana ulaşmak için güçlü kalmak gerekir.
  • Öz gelişime inanç: Deneyimlerden ders çıkararak eylemlerimizin sorumluluğunu alabiliriz. Bunu yaparken de içsel süreçleri izlemek, kendimizi takip etmek güçlü kalmayı sağlarken becerilerimizi pekiştiririz.

Kendini tanı. Yeterliliklerini bil. Gelişimine inan. İçsel süreçlerini gözlemle.

Bu yazı ilk olarak 7-circle.com'da yayınlanmıştır.